ALTINOLUK KÖYÜ’NÜN YILDIZI PARLIYOR
Son yıllarda turizme kazandırılmış
köylerin doğal ortamında tatil yapmak, metropollerden sıkılan insanların
tercihi olmaya başladı. Bu tarz alternatif tatil olanağı sunan yerlerden
birisi olan Kazdağlarımız doğası, denize olan yakınlığı, köy yaşantısı,
havası ve suyu ile buraya gezmeye gelenleri adeta büyülüyor. Bir yüzünü
körfezin eşsiz deniz manzarasına bir yüzünü de çam ağaçları ile bezeli
dağlara çevirmiş köylerin en büyük özelliği, mevcut olan butik
otellerinde herşeyin doğal olması. Bu butik oteller vücudunu, zihnini ve
ruhunu terbiye etmek isteyenlerin gözdesi olmuş durumda.
Kazdağları'ndaki dağ köylerine olan bu
büyük ilgi ilk olarak Küçükkuyu'nun Yeşilyurt ve Adatepe köyleriyle
başladı. Burada açılan butik oteller sayesinde Küçükkuyu'nun ismi yurt
dışında da tanınmaya başladı. Örneğin geçtiğimiz yıllarda Lady Diana'nın
ağabeyi Lord Spencer ve eşi, Yeşilyurt Manici Kasrı'nda birkaç gün tatil
yapmışlardı. Zaman içerisinde tarihi taş evlerini turizme açmaya
başlayan ve sit alanı olarak koruma altına alınan bu köylerin içinde
şimdi restorandan cafeye, şarap evinden otele her türlü turistik
işletmeye rastlamak mümkün.
Altınoluk; 450
yıllık bir tarih...
Kazdağları'nda tatil yapmak için
farklı bir alternatif olan bu dağ köylerinden bir tanesi de Altınoluk'ta
bulunuyor. Deniz ve güneş turizmi dışında dağ turizmini de harekete
geçiren Altınoluk Belediyesi, "Papazlık Köyü"nü eski gelenekleriyle
yaşatmak ve Rum Evlerini koruma altına alarak gelenlere sunmak üzere
çalışmalara başladı.
10 bin yıldır uygarlıklara beşiklik
eden, Anadolu motifleri, mimari özellikleri ve 450 yıllık Altınoluk,
2800 yıllık Antandros gelenekten geleceğe, geçmişten günümüze bir kent
ve yaşam kültürü. Altınoluk'un bu zengin tarih ve kültür yapısını ön
plana çıkaran köyün doğal güzellikleri ise harika. Yeşilliğin içine
kondurulmuş konaklar ve Edremit Körfezi'ni kuşbakışı gören heybetli bir
manzara...
Osmanlı Dönemi'nde Kanuni Sultan
Süleyman zamanında yani 1520'lere uzanan bir tarihi var köyün.
Midilli'den çalışmak üzere gelen Rumların çoğunluğu 1923 mübadelesine
kadar durmuşlar bu köyde. 1991 yılında Bursa Koruma Kurulu'nca "Kentsel
Sit Alanı" ilan edilen Altınoluk köy bölgesinde 36 adet tescilli yapı
var. Köyün koruma amaçlı imar planı 1994 yılından beri uygulanıyor.
Köyün yakınında bulunan ve çok önemli bir kültür ve sanat yuvası olan
Antandros Amfi Tiyatrosu da sit alanı içinde gerçekleştirilmiştir.
Konaklar turizmin
hizmetinde...
Eski Rum konaklarının yeniden restore
edilerek turizme kazandırılması projesinin ilk örneği 150 yıllık bir
tarihe sahip olan Abdullah Efendi Konağı'dır ve yapılan çalışmaların en
gurur duyulacak sonuçlarından bir tanesidir. Kültür merkezine
dönüştürülen bu bina aynı zamanda televizyon dizilerinin çekim mekanı
olarak da kullanıldı. Yanındaki tarihi bina da yine bir butik otel
olarak belediye tarafından yakın zamanda hizmete sokulacak. Köyün
meydanı trafiğe kapatılarak eski köy havasını koruması sağlanacak. Aynı
zamanda yan yana bulunan ve "sıraodalar" diye adlandırılan 15
civarındaki Rum Evi'nin de bir alışveriş sokağı halinde düzenlenmesi
planlanıyor.
Köyü tanımak için kısa bir gezintiye
çıktığınızda; Geçmişte farklı kültürlere ev sahipliği yapmış olmakla
birlikte bugün Arnavut kaldırımlı sokakları, taş evleri, çeşmeleri ve
haremlik-selamlık konaklarıyla klasik bir Türk köyü havasında olan bu
şirin köyden etkileneceksiniz.
Çeşmeli Konak...
Tarihi dokusu epeyce zedelenmiş olarak
günümüze ulaşan Altınoluk Köyü'nde ayakta kalmış az sayıdaki mimari
örneklerden biri; Çeşmeli Konak.. Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında hizmete
açılan konak köyün ilk butik oteli. Taş yapının Midilli, Ayvalık ve
Edremit Körfezi'ne hakim olağanüstü bir manzarası var.
Adını bahçe duvarındaki tarihi
çeşmeden alan Çeşmeli Konak'ın dilden dile anlatılan öyküsü köyün bir
dönemine de ışık tutuyor. 1850'lerde Midilli'den buralara zeytinin ve
zeytinyağının iyisini almaya gelen bir tüccar, köyün en güzel kızına
aşık oluyor. Kızın babası bu işe gönülsüz. Gösterişli konaklardan birini
işaret ederek "Böyle bir konak yaparsan kızımı sana veririm" diyor. Ve
Çeşmeli Konak, Midilli'den getirilen yapı ustalarının el emeğiyle kısa
zamanda tamamlanıyor. Konağın ilk sahiplerinden bugüne hiç eser
kalmamış. Konağın bugünkü sahibi ise Tufan Atalayman.
Çeşmeli Konak'ın restorasyonu
Atalayman tarafından önceleri kişisel konut olarak başlamış. Ancak kısa
zamanda 9 odalı butik otel projesine dönüşmüş ve konstrüktif yapı bir
yılda tamamlanmış. Yapıya ait ayakta kalan, kullanılabilecek ne varsa
sağlamlaştırılmış ve yeniden aslına uygun olarak yerleştirilmiş. İç
dekorasyonunda mobilyaların tamamı Çukurcuma ve civarındaki
antikacılardan uzun zaman aralıklarında, tek tek ve her bir odanın
özelliği göz önüne alınarak seçilmiş.
Bir otelde aranan her türlü konforu,
sıcacık bir yuva ortamında sunan Çeşmeli Konak, çok eski çağlardan beri
tanrılara yakıştırılan bir doğanın içinde; bölgenin meşhur havası ve
suyundan payını almak isteyen herkese açık...
Köydeki ikinci butik otel ise buraya
17 yıl önce yerleşen Dr.Levent Özdemir tarafından kısa bir süre önce
açıldı. Molva Han Pansiyon 130 yıllık 6 odalı bir Rum Konağı. Bu konağın
mimarı Midillili olduğu için Midilli'deki hükümet konağı ile aynı
özelliklere sahip. Konağın içindeki en yeni eşya 80 yıllık...
Köyün havası da,
suyu da güzel...
Mitolojik tarihiyle ünlü
Kazdağları'nın eteklerinde kurulu olan Altınoluk Köyü, Alplerden sonra
dünyada oksijeni en bol ikinci yer. Yani köyün havası oldukça meşhur.
Köyün Çam Mahallesi, özellikle solunum rahatsızlığı çeken insanların en
çok tercih ettikleri yerler arasında ön sırada. Buna suyunu, tarihi
konaklarını ve kültürünü de eklerseniz Altınoluk yaşanılası harika bir
cennet. Zaten köyün en büyük özelliği; içme suyunun Kazdağları'ndan
gelen kaynak suyu olması. Çeşmeli Konak'a adını veren çeşme de bu kaynak
suyun aktığı köydeki sayısız çeşmeden biri.
Suyu da havası kadar makbul olan bu
bölge, heyecan verici bir doğayı ziyaretçilerin önüne seriyor.
Şahinderesi Kanyonu'na giden yol üzerinde buz gibi, kireçsiz, vücuttan
hızla uçup gidiveren suyuyla çok sayıda gölcük bulunuyor. Suyu çiçek ve
kekik kokulu Dereçatı, Naneli Pınar, Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane
Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları gibi etaplarıyla
Şahinderesi Kanyonu gezginlere binbir keyif veriyor.
Altınoluk Köyü'nde doğal bir yaşamın
tadını çıkarırken deniz keyfini de aynı anda yaşamak mümkün. Çünkü deniz
köye sadece 2 km uzaklıkta. Tertemiz deniziyle ve güzel kumsallarıyla da
Altınoluk, gelenleri her yönüyle mutlu edecek özelliklere sahip.
Altınoluk Köyü'nün korunan otantik
havasını solumak, butik pansiyonlarında nostaljik akşamlar yaşamak
isteyenleri Kazdağları'na bekliyoruz...
|