TARİHÇE
Altınoluk, mitolojide (IDA) diye geçen, bugünkü adı ile Kazdağı'nın güney
yamaçları ve Edremit Körfezi'nin kuzeyinde kurulmuş mavi ile yeşilin
birbirine karıştığı ender güzellikleri sinesinde toplamış şirin bir belde
merkezidir.
Altınoluk
ve yöresi ilk medeniyetlerin kurulduğu yerlerdir. Her adımda çok eski
zamanlara dayanan tarihi kalıntılara rastlanmaktadır. Hiç kuskusuz bunların
en çarpıcı olanı da Antik Antandros kentidir. Altınoluk'un doğusunda (bugün
içerisinde) yer alan bu şehrin, toprak üzerinde çok az kalıntısı
bulunmaktadır.. Kentin bulunduğu alan birinci derecede sit alanı olarak ilan
edilmiştir. Meydan Larousse'de Antandros hakkında şu bilgiler verilmektedir;
Antandros Anadolu'da
IDA (Kazdağı)'nın güney eteğinde ve Edremit Körfezi'nin kuzeyinde bir şehir.
Heinrich Kiper'e göre Avcılar köyünün batısında yer alan 215 metre
yüksekliğindeki tepenin üzerindedir.Tepenin üst kısmında kale, batı yamaçlarında ise mezarlık vardır. Antandros, Artemis ormancığı ve
kaplıcalarının da dahil olduğu Astyra köyünü içine alır. Batısında Gargara, doğuda Adramiytteion ile sınırlıdır.
Eskiden Astyra'daki
ormandan kereste alınarak, bugünkü Avcılar iskelesine yakın olan ve
Aspenneus adındaki Çarşıda satılırdı. Efsaneye göre Paris'in ünvanı da
yakındaki Aleksandreia denilen dağda verilmiştir. Antandros Pelesgoi'ler
tarafından kuruldu. Buradan Leleg ve Kılikyalıların şehri diye de bahsedilir.
Bu yüzden zaman zaman iki millete ait olduğu da söylenebilir.
Adramytteion'dan
Assos'a giden yol üzerinde bulunması askeri önemini artırır. Bu nedenle de
yakınındaki ülkeler arasında el değiştirmesi doğaldır. Illias'ta Lyrnessos
olarak geçen şehrin de burası olması muhtemeldir.
Antandros 6. yüzyıl
sonlarında bağımsızlığını kaybederek sırası ile, Mytilene'nin (Midilli),
İranlıların (İ.Ö. 508), gene Mytilene'nin (İ.Ö.427)'de tekrar İranlıların ve
son olarak da Romalıların eline geçti. Roma idaresinde iken Asia eyaletine
katıldı ve mahkeme merkezi olan (Adremyttetion Çonventus'a) bağlı kaldı.
Şehrin çeşitli devirlere ait paraları vardır. Bu sikkeler üzerinde, şehrin
koruyucusu olan Artemis'in başı tasvir edilmiştir.
Hristiyanlık zamanında
ise piskoposluk merkezi olmuştur. Görüldüğü gibi Altınoluk ve yöresi tarihi
zenginliklerle doludur. Her adim başı Antandros kentine bağlı köy ve
kasabaların kalıntılarına rastlanır. Bugün bile Narlı köyünün doğusundaki
Ören yerinde Altınoluk Narlı köyü arasındaki Karakışla mevkiinde, gene
Altınoluk sınırları içerisindeki Değirmen tepesi civarında, zaman zaman eski
kalıntılar çıkmaktadır.
Doyran köyünün doğu
yamaçlarında; taş ocağının hemen üzerinde de kalıntılara rastlanmaktadır.
Aynı bölgedeki
yamaçlarda doğasal yapıları ile kullanılmış plaka taşlarla. kapatılmış
mezarlara da rastlanmaktadır. Köylüler bu mezarlardan çay bardağı seklinde
cam eşyalar çıktığını ifade etmektedirler.
Şahin deresi içerisinde ise sur ve bina kalıntıları bulunmaktadır. Yukarıdan
bir taş yuvarlamakla aşağıda bir bölük askeri kolaylıkla yok edebilecek
kadar sarp olan bu yere Antandros halkının bir saldırı karşısında sığındığı
sanılmaktadır.
Bu arada daha önce sit
alanı iken 1984 yılında yapılaşmaya açılan Heinrich Kieper'in mezarlık
olarak belirttiği Antandros şehrindeki yerde yapılan inşaatlar sırasında
birçok taş mezar çıkmış ve parçalanarak tahrip edilmiştir. Ancak 1990 yılında
Balıkesir Valiliği'nce de gerekli önlemler alınarak tahribatlar
durdurulmuştur. Çıkan mezar taşları ise Doğa ve Kültür Varlıklarını Koruma
Kurulundan bir heyet tarafından toplanıp birleştirilerek, bir açık hava
müzesi oluşturulmuştur.