Eylülde 'Çeşmeli Konak'...
OKTAY EKİNCİ
Efsanevi KazDağı'nın güney eteklerinde, Edremit
Körfezi'ne bakan yeşil yamaçlara kurulmuş eski "Papazlık" köyü,
bugünkü Altınoluk beldesinin ilk yerleşim yeri.
Kıyı kuşağına “yukarıdan” bakmasına rağmen öylesine "alçakgönüllü" ki,
o dip dibe tatil sitelerine "mimarlık" dersi verecek evlerine rağmen
yıllarca "ben buradayım" bile demedi... Çünkü, "denize yakınlıktan
beslenen "imar rantının tahribatına karşı ancak "yukarılarda
saklanarak" korunabildi...
90'lı yılların sonlarında göreve gelen Belediye Başkanı İsmail Aynur
ve çalışma arkadaşlarından mimar Mehmet Akif Öznal, 21. yüzyıla
"geçmişi de kucaklayarak" girme kararını aldıklarında, yüzü ilk
gülenlerden biri toprak altındaki Antandros, diğeri de "dağa sığınmış"
Papazlık'tı...
Adramytteion'dan (Edremit) Assos'a giden antik yol üzerindeki
Antandros, 2000'leri "kooperatif bloklarının altımla" karşılamıştı...
Oysa, örneğin IÖ. 6. yüzyılda, önce Mytilene'nin (Midilli), sonra "İranlılar”ın,
derken "Romanlar”ın işgalinde bile böyle "zulüm" görmemişti...
Takvimler İ.S. 2000'leri gösterdiğinde, belediye tarafından yeniden
gün ışığına çıkarılmaya başlandı ve şimdi Altınoluk'un binlerce yıllık
geçmişini gösteren gurur kaynağı...
Midilli'den gelen âşık
Papazlık da aynı yerel yönetim duyarlılığının "himayesi" altında artık
daha bir güleç yüzlü, bakımlı ve keyfi yerinde görünüyor... Çünkü,
belediyenin altyapı ve kentsel düzenleme hizmetlerine, buradaki tarihi
evleri restore ederek ömürlerini uzatan özel girişimler de ekleniyor.
Bu girişimler içersinde örnek ve anlamlı bir projeyi de "Atalayman"lar
gerçekleştirdiler. Sokak cephesindeki "çeşme”sinden ötürü “Çeşmeli
Konak” adını verdikleri, en az 150 yıllık Papazlık evini çökmek
üzereyken sahiplenip bugün bölgenin belki de en çekici ve dingin
“konaklama evi”ne dönüştürdüler…
Köy içinde “anıtsal” etkisiyle görkemini tüm dokuya yansıtan taş evi,
1850'de "Midilli”den gelen ustalar yapmışlar. Çünkü, Midillili bir
tüccar Papazlık'ın en güzel kızına âşık olup evlenmek isteyince, kızın
babası ''görkemli bir konak yapması" koşuluyla onay vermiş...
Sonunda ev, o denli büyük bir beceriyle inşa ediliyor ki 3 ayrı
ailenin birbirlerini görmeden yaşayabilecekleri kadar "mimarca"... Hem
de bu çok özel ve karmaşık kullanıma rağmen tasarlanabilen
"haremlik-selamlık" bölümleriyle birlikte...
İşte böylesine bir "sevgi”nin yarattığı görmüş geçirmiş konak,
yıkılmak ve yok olmak üzereyken "kültüre ve doğaya olan sevgi”yle
yeniden yaşama kavuşuyor. 1996'da evi görür görmez "âşık" olan Tufan
Atalayman, önce yapıyı, ardından komşu parsellerde kalmış
"müştemilat”larını alarak tıpkı geçmişteki gibi Papazlık'ın en alımlı
yapısı haline getiriyor...
'Konforlu köy odaları’nda
Konukların, çağdaş donanımlara da sahip ve her biri ayrı otantik
güzellikteki 9 "köy odası”nda ağırlandığı Çeşmeli Konak'ın, Midilli'yi
gören ve Edremit Körfezi'ne hâkim seyir terasında, yöresel kahvaltı da
bir başka, gazete-kitap okumak da...
Ege ve Akdeniz ezgilerinden oluşan dingin bir müziğin, denizden Kaz
Dağı'na doğru esen rüzgârın sesiyle buluşması ise anlatılamaz...
Her yönüyle, ölçülemez bir özveri, emek ve çok özel duyarlılıkların
ürünü olan Çeşmeli Konak'ı görünce, Tufan Atalayman'a "elinize sağlık"
demenin yeterli olmayacağını düşündüm. Kültürel mirasımızı "yaşatarak
korumak" için gösterdikleri gayrete de teşekkür ederek, duygularını ve
başarılarını yürekten kutladım.
Kışı umutlarla karşılamanın ayı olan eylül, tatil için bunaltıcı
sıcakları yeğlemeyenlere de en uygun günleri armağan eder…
Çeşmeli Konak, size telefonunuz kadar yakın… Dilerseniz, gitmeden önce
“internet”teki sayfasından da taşınabilirsiniz… ( Tel: 0 266 – 396 68
48 – www.cesmelikonak.com )
oekinci@cumhuriyet.com.tr